On dokuzuncu yüzyılın sonunda İtalyan operasında verismo adı verilen bir yönelim ortaya çıktı. Mitolojik ya da tarihsel konular yerine gündelik hayattan sahneler, sıradan insanların dramları sahneye taşındı.
Bu değişimin şan tekniğine yansıması doğrudandır. Gerçekçi bir karakter, gerçekçi bir konuşma tonuna yakın bir söyleyiş talep eder. Bel canto'nun süslü ve dengeli hattı yerini daha doğrudan, konuşmaya yakın bir anlatıma bırakır.
Giacomo Puccini bu üslubun en tanınmış temsilcisidir. La Bohème, Tosca ve Madama Butterfly gibi eserlerinde ses hattı, konuşma ritmine yakın bir esneklik taşır.
Burada bir risk vardır ve şan eğitiminde sık karşılaşılır: gerçekçilik arayışı, bağırmaya yakın bir üretimle karıştırılabilir. Duygusal yoğunluğu kuvvetle ifade etmeye çalışan icracı, kısa sürede ses sağlığını riske atar. Verismo repertuvarının doğru icrası, teknik disiplinden ödün vermeden dramatik yoğunluk üretmeyi gerektirir.
Puccini'nin orkestrasyonu da yoğundur; icracının hem bu kütlenin üzerinden geçmesi hem tekniği koruması gerekir. Kursiyer için verismo repertuvarı, dramatik ifade konusundaki isteğin en yüksek olduğu ama teknik riskin de en fazla olduğu alandır.
Derslerimizde bu repertuvara geçiş dikkatle yapılır. Kursiyerin nefes desteği, register geçişi ve rezonans odağı güvenli hale gelmeden dramatik yoğunluk çalışması yapılmaz.