Leyla Gencer, kariyerinin büyük bölümünü İtalya'da geçirmiş, 1950'lerin başından 1980'lerin ortasına uzanan dönemde yetmişten fazla rol içeren bir repertuvar oluşturmuş bir bel canto sopranosudur. Kuşağının en çok kabul gören opera sanatçılarından biri sayılır ve özellikle Donizetti kahramanlarıyla anılır.
Donizetti repertuvarının şan açısından zorluğu iki katmanlıdır. Birinci katman tekniktir: uzun soluklu legato hatlar, hızlı koloratur pasajlar ve geniş aralıklı sıçramalar aynı eser içinde yan yana gelir. İkinci katman dramatiktir: bu operaların kadın kahramanları çoğu zaman uzun sahneler boyunca psikolojik bir dönüşüm yaşar ve icracının bu dönüşümü ses rengiyle taşıması beklenir.
Gencer'in güçlü ve ifade dolu sesi bu iki katmanı birlikte taşıyabilmesiyle tanımlanır. Karmaşık karakterleri sahnede inandırıcı kılabilmesi, teknik yeterliliğin ötesinde bir metin okuma disiplinine işaret eder.
Türkiye açısından Gencer'in ayrı bir önemi vardır. Uluslararası opera sahnesinde kalıcı bir yer edinen ilk Türk sanatçılardan biri olarak, kendisinden sonraki kuşaklar için somut bir ölçüt oluşturmuştur.
Kursiyer için Gencer'in kariyerinden çıkan pratik ders repertuvar genişliğinin kademeli kurulmasıdır. Yetmiş rollük bir dağarcık bir anda değil, otuz yıla yayılan bir seçim disipliniyle oluşur; her yeni rol bir öncekinin üzerine biner.
Derslerimizde klasik repertuvar bu mantıkla planlanır. Kursiyerin ses tipi ve mevcut teknik düzeyi belirlendikten sonra, zorluk derecesi kademeli artan bir eser sırası oluşturulur. Ses tipine uygun olmayan bir eseri erken çalışmak, kazanç değil gerileme üretir.