Luciano Pavarotti, yirminci yüzyılın en geniş dinleyici kitlesine ulaşmış opera sanatçılarındandır. Sesinin taşıdığı olağanüstü nitelik kadar, duyguyu aktarma biçimi de bu ilginin kaynağıdır.
Teknik açıdan Pavarotti'yi tanınır kılan üç unsur öne çıkar. Birincisi diksiyondur: İtalyanca ünlülerin net ve değişmeden korunması, sesin her register'da aynı kimliği taşımasını sağlar. İkincisi register geçişindeki pürüzsüzlüktür; passaggio bölgesinde tını kopmaz, tek bir hat halinde yukarı taşınır. Üçüncüsü ses üretiminin doğal parlaklığıdır — zorlamadan elde edilen, kendiliğinden taşıyan bir tını.
Pavarotti'nin bir başka katkısı opera repertuvarını geniş kitlelere açmasıdır. Bu erişim çabası zaman zaman eleştirilmiş olsa da, operanın kapalı bir çevrenin uğraşı olmaktan çıkmasında rolü olmuştur.
Kursiyer açısından buradaki en aktarılabilir unsur diksiyondur. Şan eğitiminde ünlü sesler tınının temelidir: her ünlünün ağız içi biçimi farklı bir rezonans üretir ve bu biçim register değiştikçe korunmalıdır. Ünlüsü bozulan bir icracıda ses yükseldikçe tını da değişir; dinleyici bunu "sesin kopması" olarak duyar.
İkinci aktarılabilir unsur zorlamama ilkesidir. Yüksek notaların kuvvetle değil, nefes desteğinin doğru yönetilmesiyle üretildiği anlaşıldığında, hem tını hem dayanıklılık düzelir.
Derslerimizde ünlü çalışması ilk aşamalardan itibaren yürütülür. Kursiyer aynı melodiyi farklı ünlülerle söyler ve tınının nerede değiştiğini kulakla izler; ardından değişimin kaybolduğu bir ağız biçimi aranır.