Sahne kaygısı her seviyeden icracıda görülür ve yetenekle ilgisi yoktur. Provada rahat söylenen bir eserin sahnede dağılması, çoğunlukla hazırlığın niteliğiyle ilgilidir.
Birinci mesele güvenlik payıdır. Evde çalışırken bir cümle genellikle "çoğunlukla doğru" düzeyinde bırakılır. Sahnede dikkat bölündüğünde bu kırılgan pay yetmez. Çözüm, cümleyi gerekenden fazla güvenli hale getirmek — sahnede kaybedilecek bir marj bırakmaktır.
İkinci mesele koşul tekdüzeliğidir. Hep aynı odada, aynı saatte ve yalnız çalışan bir kursiyer için farklı bir ortam beklenmedik bir değişken haline gelir. İşe yarayan yöntem koşulları bilinçli değiştirmektir: farklı bir odada söylemek, ayakta ısınmak, birine dinletmek, kayıt almak.
Üçüncü mesele fizyolojidir. Kaygı hızlı ve yüzeysel nefesi tetikler; bu, şan için gereken derin ve dengeli nefesin tam tersidir. Sahne öncesinde birkaç dakikalık yavaş nefes çalışması bu döngüyü kırar.
Dördüncü mesele metin güvenliğidir. Söz unutma korkusu kaygının önemli bir kaynağıdır. Metnin müzikten bağımsız olarak ezberlenmesi — sözlerin şarkı söylemeden okunabilmesi — bu korkuyu belirgin biçimde azaltır.
Beşincisi rutindir. Konser öncesi ısınma ve hazırlık sabit bir sıraya oturtulduğunda, sahneye çıkış tanıdık bir sürecin devamı olur.
Derslerimizde kursiyerler düzenli olarak birbirlerine ve eğitmenlerine söyler. Yeterli seviyeye ulaşanlar eğitmenler eşliğinde sahne ve orkestra çalışmalarına katılır; sahne deneyimi yalnızca sahnede kazanılır.