Koloratur, şan repertuvarında hızlı ve süslemeli pasajları tanımlar. Bu pasajlar dinleyiciye kolay bir gösteri gibi görünür; oysa arkasında oldukça hassas bir mekanik denge vardır.
Joan Sutherland, yirminci yüzyılın ikinci yarısında bu tekniğin en tanınmış temsilcilerindendir. Onun icrasında dikkat çeken şey hız değil, hızlı pasajlardaki her notanın ayrı ayrı duyulabilmesidir. Koloratur çalışmasının asıl güçlüğü budur: notaları hızlandırmak kolaydır, hızlanırken netliği korumak zordur.
Teknik olarak koloratur üç unsura dayanır. Birincisi nefes basıncının sabitliğidir; basınç dalgalandığında pasaj eşitsizleşir. İkincisi gırtlağın serbestliğidir; boyun kaslarında gerginlik varsa hız artınca sesler birbirine yapışır. Üçüncüsü ünlünün korunmasıdır; pasaj boyunca ünlü değişirse tını da değişir.
Çalışma yöntemi yavaş tempoyla başlar. Kursiyer pasajı, her notayı ayrı ayrı duyabildiği en yavaş tempoda söyler; ardından metronomu kademeli artırır. Bir başka etkili yöntem ritim değiştirmedir: eşit bir pasaj önce noktalı, sonra ters noktalı ritimle çalışılır. Bu, her notanın ayrı hazırlanmasını zorlar.
Koloratur repertuvarı her ses için uygun değildir. Ses tipi ve doğal çeviklik belirleyicidir; zorlanarak edinilen hız hem tınıyı bozar hem yorgunluk üretir.
Derslerimizde koloratur çalışması kısa seanslar halinde ve düşük tempoda yürütülür. Gerginlik hissedildiğinde çalışmaya ara verilir; gergin tekrar, gerginliği öğretir.