Şan eğitiminde ses tipi — soprano, mezzo, tenor, bariton, bas — bir sınıflandırmadır ve repertuvar seçiminin temelini oluşturur. Ancak bu sınıflandırma sabit bir etiket değildir.
Ses tipi üç ölçüte göre belirlenir. Birincisi aralıktır: sesin rahatça ulaşabildiği en pes ve en tiz sınırlar. İkincisi tessituradır — sesin uzun süre yorulmadan kalabildiği bölge; bu, aralıktan daha belirleyicidir. Üçüncüsü renktir: sesin doğal ağırlığı ve parlaklığı.
Bu üç ölçüt zamanla değişebilir. Yaş ilerledikçe ses genellikle ağırlaşır; bir tenor bariton repertuvarına yaklaşabilir, lirik bir soprano daha dramatik rollere geçebilir. Plácido Domingo'nun kariyerinin geç döneminde bariton rollerine yönelmesi bu değişimin bilinen bir örneğidir.
Kursiyer açısından buradan iki pratik sonuç çıkar. Birincisi, erken yaşta kesin bir ses tipi etiketi koymanın riskli olduğudur; genç seslerde tessitura henüz yerleşmemiştir. İkincisi, repertuvarın periyodik olarak gözden geçirilmesi gerektiğidir. Yıllar önce rahat söylenen bir eser bugün zorlayıcı hale gelmiş olabilir; bu bir gerileme değil, sesin değişmesidir.
Ses tipine uygun olmayan repertuvarda ısrar etmenin bedeli yalnızca estetik değildir; sürekli zorlanma ses sağlığını doğrudan etkiler.
Derslerimizde ses tipi değerlendirmesi kayıt sürecinde yapılır ve düzenli aralıklarla yenilenir. Kursiyerin tessiturası izlenir, repertuvar buna göre güncellenir.