Bir türkünün notası elde vardır ve doğru okunur. Yine de icra, kaynağına benzemez. Eksik olan şey tavırdır. Tavır, bir yörenin söyleyiş alışkanlıklarının toplamıdır: hangi seslerin kaydırılarak bağlandığı, hangi hecelerin uzatıldığı, süslemelerin nereye konduğu.
Bunların çoğu notaya yazılamaz; yazılsa da okunduğu gibi çıkmaz.
Birinci öğrenme yolu dinlemedir. Aynı türkünün kaynak kişiden yapılmış kaydı defalarca dinlenir.
İkinci yol yavaşlatmadır. Kayıt yavaşlatılarak süslemelerin tam olarak nerede ve nasıl yapıldığı çıkarılır.
Üçüncü yol taklittir. Kayıtla birlikte söylenir; önce yaklaşık, sonra ayrıntılı.
Dördüncü yol ağızdır. Yöre söyleyişindeki ünlü ve ünsüz farkları tavrın bir parçasıdır ve ölçülü biçimde korunur.
Beşinci yol bağlamdır. Türkünün hangi durumda, hangi işlevle söylendiğini bilmek yorumu belirler.
Altıncı yol sabırdır; bir tavır birkaç eserde değil, uzun süreli dinlemeyle yerleşir. Derslerimizde halk müziği repertuvarı, kaynak kayıt dinlenerek ve tavır çalışılarak yürütülür.