Türkiye'de opera, Cumhuriyet döneminin kültürel kurumlaşmasıyla birlikte yerleşmiş bir alandır. Devlet Opera ve Balesi, opera, bale ve müzik sanatlarını yaymak amacıyla kurulmuş; Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Antalya ve Samsun müdürlükleriyle faaliyetlerini sürdürmektedir.
Bu kurumlaşma şan eğitimi açısından iki sonuç üretmiştir. Birincisi, konservatuvar temelli düzenli bir eğitim zincirinin oluşmasıdır. İkincisi, yerli bir icra geleneğinin birikmesidir: kuşaklar arası aktarım, hoca-öğrenci hattı üzerinden sürmüştür.
Leyla Gencer'in uluslararası kariyeri bu birikimin dışarıya açılan yüzüdür. Ancak gelenek yalnızca uluslararası sahnede tanınan isimlerden ibaret değildir; opera korolarında, oratoryo icralarında ve konservatuvar eğitiminde çalışan çok sayıda sanatçı bu zinciri sürdürmüştür.
Yerli repertuvar da bu sürecin parçasıdır. Türk Beşleri ve sonraki kuşak bestecilerin şan için yazdığı eserler, Türkçe prozodinin müzikle ilişkisi açısından ayrı bir çalışma alanı oluşturur. Türkçe söylemek, İtalyanca ya da Almanca söylemekten farklı bir ünlü ve ünsüz dengesi gerektirir.
Kursiyer için yerli repertuvarın değeri açıktır: anadilde söylemek, metin-müzik ilişkisini doğrudan hissettirir ve ifade çalışmasını hızlandırır.
Derslerimizde Türkçe eser çalışması programın düzenli bir parçasıdır. Kursiyer Türkçe ünlülerin şan tekniğindeki karşılığını ayrıca çalışır; ardından yabancı dil repertuvarına geçilir. Konservatuvar sınavlarına hazırlanan adaylar için de bu sıra korunur.